Leibniz's criticism of occasionalism and a response through a reconstruction of al-Ghazālī's and Malebranche's arguments


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Boğaziçi Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: AHMED HALİL OĞUZHAN GÜL

Danışman: CHRYSI SIDIROPOULOU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Vesilecilik, Tanrı'nın yegane etken neden olduğunun ve doğada genellikle neden sonuç ilişkisi olarak algılanan ilişkilerin etkenlik içermeyen vesileler ya da Tanrı'nın iradesine dayanan bir arada oluşlar olduğunun savunulduğu bir nedensellik teorisidir. (Muhtaroğlu, 2017a, p. ix). Leibniz vesilecilik teorisinden Malebranche vasıtasıyla haberdar oldu. Leibniz'e göre vesilecilik, yaratılmış varlıklara nedensel bir güç atfetmediği için kaçınılmaz olarak tekçiliğe kayacaktır. Eğer bir töz, içkin bir kuvvet taşımıyorsa, tözlüğü açıklanamaz (Leibniz, 1989, p. 159-60). Böylece vesilecilik için Tanrı, şeylerin doğasının kendisi olur ve yaratılmış şeyler tek ilahi tözün modifikasyonlarına indirgenirler (Leibniz, 1989, p. 165). Bu eleştiri vesileciliği ne ölçüde zayıflatmaktadır? Şeylerin var olduğu onların doğalarına içkin bir kuvvetin varlığı reddedilerek savunulabilir mi? Bu tezde bu soruları cevaplandırmaya çalışacağım. Bunu yapmak için iki farklı vesilecilik geleneğinin iki önemli düşünürünün argümanlarını ve metafizik çerçevelerini kullanacağım. Bu düşünürler, Eş'ari vesilecilerinden Gazâlî ve Kartezyen vesilecilerinden Malebranche olacak. Leibniz'in eleştirisini izah ettikten sonra bu düşünürlerin argümanlarını ve çerçevelerini ele alacağım. Tezim göstermektedir ki Gazâlî ve Malebranche'ın metafizik çerçeveleri ve argümanları, şeylerin doğalarına içkin bir kuvvetin varlığını reddederken aynı zamanda şeylerin var olduklarını savunmaya imkan tanımaktadır. Böylece Leibniz'in eleştirisinin ilkenin talebi (petito principii) mantık hatasını içerdiği anlaşılmaktadır.