Historical perspective in the sciences


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Boğaziçi Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2010

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: SENEM KARAGÖZOĞLU

Danışman: BERNA KILINÇ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu tezin amacı, tarihsel disiplinler ile tarihsel olmadığı iddia edilen teorik disiplinlerin bilimsellik açısından ayrılmasının savunulur olmadığını, bilakis, evrenin bilimsellik çerçevesinde anlaşılabilmesi için tarihsel bakış açısının zaruri olduğunu göstermektir. Bu amaç doğrultusunda, Popper'in bilim felsefesinin temellerini incelendikten sonra, evren veya evrenin herhangi bir bölümüyle ilgili bütün kavranabilir/gerekli gözlemlerin gerçekleştirilmesinin imkansızlığı nedeniyle, doğa kanunları ile diğer bilimsel teorilerin önceki bilgilere/varsayımlara dayandığından, her zaman hipotetik kalacağı iddia edilmektedir. Dolayısıyla, tarihsel bilginin doğasıyla, tarihsel olmadığı düşünülen teorik bilginin doğası arasında metodoloji ve mantık açısından bir fark kalmamaktadır. Bunu göstermek için, tarihsel disiplinlere yöneltilen, fizik gibi sınanabilir olmadığı ve genel süreçlerle ilgilenmek yerine, tikel durum ve nesnelerle ilgilendiği iddia eden eleştiriler incelendi. Daha sonra, Hume'un tümevarım probleminin zaman bakımından simetrik olduğu, dolayısıyla `eksik veri' sorununun bütün bilimler için geçerli olduğu Şengör'ün argümanı kullanılarak ispatlanmaktadır. Böylece, tarihsel disiplinlerle tarihsel olmayan teorik disiplinler arasında tümeller ya da tikellerle ilgilendiğine dair bir ayırım yapılamayacağı sonucu ortaya çıkmaktadır. Çünkü Hume'un ortaya attığı tümevarım problemi ve veri tabalarının eksikliği sorunu gözardı edilmektedir. Dolayısıyla, evrenin de bir evrim süreci içinde olduğu görmezden gelinemeyeceğinden, bütün bilim insanları için değişmediği varsayılan doğa kanunlarının sabit olup olmadığını sorgulamak kaçınılmazdır. Bilim insanlarının, varlığı dahi hipotetik olan insan yapımı doğa kanunları da dahil olmak üzere ilgilendikleri konuların tarihsel gelişmesiyle (zaman bağımlılığı açısından) daha çok ilgilenmelerinin sebeplerinden biri de budur.